Cengiz YILDIZ
Ateş Hattında Nefes: Basra Sarmalında Kırılma Anı
Gece yarısı haber bildirimleri birer nabız gibi parmağıma vuruyor; ekran ışığında dünyanın titrek gölgesi uzuyor. ABD’nin stratejik güç hamleleriyle İran’ın sabırla bilenen dişleri birbirine sürtünürken, Basra Körfezi'nin karanlık pencerelerinde uyku değil, bekleyiş birikiyor.
İsrail’in güvenlik dili sertleştikçe, kelimeler taşlaşıyor; taşlar çocukların avuçlarında değil, kalbimizin orta yerinde ağırlaşıyor.
Hepimiz bir koridorda, iki ucu yangınla kaplı, dumanı iliklerimize işleyen bir bekçi gibi susuyoruz.
ABD’nin stratejik hesaplarıyla sahnenin ışığı bir açılıp bir sönüyor: kırmızı çizgiler konuşuluyor, vekâlet elleri gölgede yoklama yapıyor.
İran, sabırla büyüttüğü caydırıcılığı bölgenin damarlarına ince ince yayarken, bir kıvılcımın adı her an değişebilir.
Misilleme, önleme, tesadüf…
Ortadoğu'da ise rakamların soğukluğu, sirenlerin sıcaklığıyla çatışıyor; bir yıkıntının eşiğinde bulunan tek bir oyuncak, istatistikleri paramparça ediyor.
İsrail’in güvenlik refleksi, tarihinden devraldığı ürpertinin sesiyle çarpıyor; yine de güvenlik, kararmış bir gökteki tek yıldız sanılırsa, ufkun kendisi kayboluyor.
Bu sarmalın göbeğinde diplomasi dar kapılar arıyor...
Kriz hatları çoğu zaman meşgul tonu veriyor; arada bir düşen çağrılar, yanlış anlaşılmaları yeni gerçekliklere dönüştürüyor.
Oysa en basit cümleler bazen en ağır silahların üzerinden kilidi kaldırır:
Dur, dinle, doğrula...
ABD’nin gazladığı, İran’ın yokladığı, İsrail’in sıkılaştırdığı her düğüm, Ortadoğu’da bir annenin nefesine bağlanıyor..
Nefes kesilince, haritalar da soluksuz kalıyor...
Belki hâlâ bir pay emanet umut vardır:
Evet..
Acil insani erişim,.
Sabit dekonfliksiyon hatları, ölçülü tepki ve şeffaf teyit.
Çünkü gecenin en karanlık yerinde bile bir el, diğer eli bulduğunda sesler yavaşlar...
Bugün yapamadığımız her şey, yarın telafi edilemeyecek bir boşluğa dönüşmesin diye; şehirlerin çatılarında yankılanan sirenleri, insanların kalplerinde yankılanan bir vicdan çağrısına çevirmek için.
Ortadoğu’nun ufkunda şafak söktüğünde, hesapların değil, hayatların sayıldığı bir güne uyanmak
—tek gerçek güvenlik budur...
